|
Bu
bizim için bağlantı kurma zamanı. Bu bağlantı
sırasında kelimelerin yanı sıra bir titreşim de
aktarıyor olacağım. Yalnızca sizin için. Bunu kabul etmeye
kendinizi hazırlamanın en iyi yolu oturduğunuz yere rahatça
yerleşerek Bilinçli Nefesinizi almaya başlamak.
Sadece
içinize, karnınıza doğru inin, göbeğinize, daha da derine.
Göbeğinizin içine gömülmek için kendinize izin verecek misiniz? Evet,
kendi içinize gömülmek, karnınızdaki o kasede oturmak en saf
yöntemdir. Bu tatlı yer herkeste bulunur; karnınızın içinde
oturabilirsiniz.
(Kutsal)
kase aslında bu yerdir. İnsanların sonsuzluk kadar uzun bir
zamandan beri aradığı o harikulade kase... Tıpkı kalça
kemikleriniz gibi, bu kase de sizin kutsal alanınızı muhafaza
eder, çünkü burası sizin kutsal yuvanızdır. Sizin Ruhunuzun,
aslında siz olan bu Kutsallığın evidir.
Kendi
içinize gömülür ve bilincinizin erimesine izin verirken yuvanıza gelin.
Kendinizin bu harikulade enerjisinin beşiğinde/kasesinde olmak için
yuvanıza gelin. Evet, eğer bu kutsal yerin derinliklerine inerseniz, bu
enerji sizi şefkatle okşayacak ve kucaklayacak. Ruhunuz
sınırlı zihnin anlayabileceğinin çok ötesinde bir
ihtişama sahip olan bir mucizedir.
Daha
önce, size istismar edilmiş bir çocuğun hikayesini anlatıyordum.
Fiziksel olarak istismar edildiğinizde ruhun bedeni terk etmek için size
yardımcı olacağını bilmeniz önemlidir. Üçüncü bir
gözünüz olmasının sebeplerinden birinin bu olduğunu bilmiyor
muydunuz? Bu kocaman bir gizli kaçış kapısıdır. Kaç,
uzaklaş, git buradan. Bedeninin içinde kalma. Ona vuruyorlar ve bu çok
acı verici, çok yaralayıcı. Fiziksel deneyimden çık.
Bedeninin ötesinde kalmak için, hissetmemek için psişik yeteneğini
kullan.
Ruh
sevgiyle der ki: “Gel, sana yardım edeceğim. Birlikte buradan
gidebiliriz.” Artık bundan sonra da fiziksel beden kısmi olarak
boşalmıştır. Tam olarak bağlantıyı
koparamazsınız çünkü o zaman ölürsünüz. Birşey hissetmemek için
sadece omuz hizasına ya da onun biraz üzerine kadar yükselmek yeterlidir.
Uyuşursunuz; uykuya geçersiniz. Küçük bir çocuk için uyku çoğu zaman
güvenlidir; ölüm gibidir. Mesela fiziksel travma yaşayan bu küçük çocuk
için... Ya da enerjetik anlamda çok gürültücü ebeveynelere sahip olan bir
çocuk, onların çıkardıkları çok yüksek ve şiddetli
seslerle fiziksel bedeni bombardımana uğradığından
uykuya dalar ve bedenini terk eder.
Bu
becerinin amacı hayatta kalmayı sağlamaktır. Hayatta
kalmak, yani fiziksel benliği topa tutan bütün bu şeylerden kaçmak
Ruhun insana yardım etme biçimlerinin en temelidir. Ruh gelişmek için
insanın zamana ihtiyacı olduğunu bilir. Fiziksel olan der ki:
“Vay! Bütün bu hisler, bu acı.. Çok fazla. Gitmem gerek.” Ruh da, “Sana
nasıl yapacağını göstereyim” der. Böylece ruh uzaklaşmamıza,
gidip saklanmamıza izin veren bu alanın etrafını çepeçevre
kuşatır, evet. Bu son derece zekice bir anlayışla
yaratılmış bir hayatta kalma mekanizmasıdır.
Olgunlaşana kadar fiziksel biçimde, fiziksel bedende hayatta kalabilmemizi
sağlamak için ruhun kullandığı bir araçtır. Gelişip,
nasıl tam zamanlı olarak bedende kalacağımızı
öğrendiğimizde ise, sınırlı, korku dolu bir insan
deneyimine değil, tanrısal insan deneyimine başlarız.
Bu
Dünya düalite dünyasıdır. Sunulmuş olan dolu doluluğu
deneyimlemek için, insanlar her iki oyunu da – karanlık ve
aydınlık – oynarlar. Sınırlı olmanın nasıl
bir şey olduğunu ya da gücünü eline almanın
hissiyatını son noktasına dek bilmek ve gerçekten
hatırlamak için: Uyku halinden çıktığımızda özgün
bir yaratıcı olmanın nasıl birşey olduğunu
hatırlarız!
Dolu
dolu yaşayarak, insanlar oyunun her iki yarısını da
oynarlar. Sonra dönüp geriye, geldiğiniz yola bakarsınız ve
başka bir insanın da oyunu oynadığını görürsünüz.
İşte o zaman şefkat duyabilirsiniz. Deneyime sahip olmak
şefkatli farkındalığa izin verir.
Her
insanın içindeki o çocuk parçalar için oyunlar şahane öğrenme
araçlarıdır. Ve kendinize, insan olma haline ve diğerlerine
şefkat duymaya başladıkça dönüşüm başlar.
Sadece
cesur ve yürekli olanların insan olmaya gönüllü olduklarını
biliyor muydunuz? Siz muhteşemsiniz! Evet. İşte bu yüzden size
kendinizi, kendi ihtişamınızı onurlandırmanız
için ısrar ediyoruz. Çünkü siz bu fiziksel biçimde olmaya, dokunmaya,
tatmaya, koklamaya, duymaya, olduğunuz bu kişi olarak bu kadar
canlı olmaya, herşeyi unutmuş gibi yapmaya cesaret ettiniz.
Mış gibi yapmak çok cesur bir iş ama oyunun da bir parçası.
Evet!
Harikulade bir şekilde numara yapıyorsunuz! İster
anahtarınız kapıyı açmıyormuş gibi yapın ya
da isterseniz anlamıyormuş gibi, bunların hepsi sizi sizden saklıyor.
Siz gelişip evrilirken, gerçekte kim ve neyseniz o olurken, her ne
şekilde olursa olsun “mış gibi yapmak” sizi oyunda tutuyor.
Küçük
çocuk annesinin kıyafetlerini sıklıkla “Bana bakın; Sanki
yetişkinmişim gibi yapıyorum” demek için giyer. Ve siz de
gülümser, kahkaha atar ve oyunu tasdik edersiniz. Ardından “Çok iyi bir
iş çıkarıyorsun” dersiniz. Fiziksel acıya sebep olan
diğer oyunlar için de aynı şey geçerlidir. Ama devam edersiniz,
taa ki farkına varıp; “Kendime daha fazla acı vermek zorunda
değilim. Kendimi sevebilirim. Beni sevebilirim. Kendi özümden gelen bu muhteşem
hakikati duyabilecek kadar kendimi sevmeye istekli miyim?” diyene kadar.
Evet,
bu, herşeyinizle kendiniz olmaya istekli olmak, harika bir keşiftir.
Bazılarınız
Çoban olmakla ilgili hikayeyi anlattığımızı duydunuz.
Çoban, cesurca ve dimdik durur ki o sakin ve sağlam bir şekilde
“Gelin, gelin, Yol Gösterici benim” dediğinde koyunlar, benliğin
veçheleri, onu görebilsin. İşte Çoban budur. Çoban, bütün koyunlar,
benliğin veçheleri, için çıkış kapısı ya da yolun
göstericisidir. Kendiniz için bu otorite, bu lider olmaya gönüllü müsünüz?
Koyunlara yuvaya dönmeleri için ilham vermeye istekli misiniz? Her bir küçük
veçheniz yuvaya dönebilir. Yuvaya gelirler çünkü koşulsuz şefkate ve
sevgiye sahipsinizdir.
Bunlar
öylesine söyleyebileceğiniz sözler değildir. Söylediklerinizi
göstermelisiniz. Çoban ve koyunlar her gün birlikte yaşarlar; bu yüzden
tutarlı olmalı ve onları göstermelisiniz. Önemli olan ne
söylediğiniz değil, bunu yaşantınızda nasıl
gösterdiğinizdir. Her gün, kendi kutsal özünüzde yuvada kalarak, kendiniz
için gerçek Çoban olun. Bu tam olarak yaşamanın yeni gücüdür.
İster pek çoklarına yol gösterdiğiniz Musa oyununu, isterseniz
de Yeni Hayat denilen, benliğin veçhelerine, kendi kutsal sürünüze, Çoban
olma oyununu oynayın..
Bu
her insana sunulan bir yolculuktur. Olduğunuza
inandığınız sınırlılık halinde
kalabilirsiniz ya da uyanmış Tanrısal insan olarak gerçek siz
olma iznini kendinize vermeye cesaret edebilirsiniz. Benim, İsis, zamanımda
amacımız kendi Ruh/İnsanımızın bedenlenmesi
olmaktı. Şu anda size sunulan da budur. Ruhla onun insan
yaratımı arasında aşk ilişkisinin akmasına ve
büyümesine izin verin.
“Gelin, gelin, Tanrısal İnsan olan benimle her zaman
güvende olabilirsiniz” sürekli söylediğiniz bir şarkı haline
gelsin. Güvenliğin ve sevginin hiç sönmeyen ışığı
olun. Her zerre, her koyun
veçhe, her hatıra, her inanç, her oyunla aşk yaşayın ve
yuvaya dönsünler.
Sizin
bu alanınıza, otoritenize, güçlü liderliğinize
baktıklarında güvenmek için esinleniyorlar mı yoksa sadece umut
edip mış gibi yaparak bir kenarda oturuyorlar mı? “Belki bu defa
sana güvenebiliriz, belki bu kez kaçmazsın.”
Bilin!
Bu artık kaçmayı bıraktığınızı
ilanıdır. Olduğunuz herşey olmaya gönüllüsünüz. Evet, seçiyorum
demeye son vermeye ve yeni seçim olmaya gönüllü... Şimdi bunu gösterme
zamanı. Veçhelerinize ilham vermek için olduğunuz herşey olmaya
gönüllü müsünüz? Kendi tarihinizdeki oyun oynayan bütün parçalarınız,
hikayeleriniz ve maceralarınız için özgün olmaya?
Onu
izleyenlerin yüzlerine baktığında Musa’nın
yaptığı da bu değil miydi? Bilinçli bir şekilde
“Gelin, çünkü sizler de benim bir parçamsınız. Gelin, size yeni bir
yol göstereceğim. Size gerçekten yaşamanın yeni bir yolunu
göstereceğim” dedi. Pek çoklarına “Benimle gelmeye gönüllü müsün?”
diye sordu. “Bir zamanlar yaşadığımız, hikayelerle,
kurallarla ve baskıyla dolu bu yeri terk edeceğiz ve birlikte
dolaşacağız. Ama size yol göstereceğime, gerçekte kim ve ne
olduğunuzu – sonsuz yaratıcılık titreşimi olan bir
insan - görüp hatırlayabileceğiniz yeni bir yolda size rehberlik
edeceğime söz veriyorum.”
Biz
buna Işıltılı Yol diyoruz. Eğer bu yeni sizin bu
yaşamda bu bedende yaşayan Hakiki siz olmasına izin verirseniz,
Işıltılı Yol önünüze serilecektir. Ruh gözleriyle görmeye
istekli olan herkes için; korkuyla bakmaya
alıştırılmış sınırlı,
şaşkın insan gözleriyle değil... O gözlükleri
çıkarıp ruhunuzun gözlerinden görmeye
başladığınızda Işıltılı Yol’un
önünüzde uzanmakta olduğunu göreceksiniz. Ve siz onlara yeni, dinamik bir
insan olarak yaşamak için rehberlik edeceksiniz.
Musa
bu dünyevi gösteriyi pek çoklarına ilham vermek için yaptı.
Uyanın! Önünüzdeki yolu görmek için uyanın. Buna istekli misiniz?
Takip eden koyun olmayı bırakıp, yol gösteren Çoban olmayı
istiyor musunuz? Buna gönüllü müsünüz?
İsis’in
öğretisi budur. İsis saf yaratıcılığın
bedenlenmesi olmak istiyor. Her an yaratmak, yeni bir şey yaratmak. Her
an, isteyerek. Ve sizi çağırıyor: bunu yapacak
mısınız? İsis nihai cevap değildir. Eğer bu sonsuz
yaratıcılığın çeşmesi olmaya
razıysanız, İsis sadece ilham vermek için gelir. Peki öyle
misiniz? Bu ruh titreşimini soluyun, olduğunuz tüm bu parlak
ışığı, sonu olmayan, şefkat dolu
yaratıcılığı. Buna izin verecek misiniz? Evet,
İsis sizinle paylaştığı bu hediyeyi fiziksel biçimde
bedenlemenizi ve şimdi burada olmanızı istiyor.
Bu
İsis toplantısının lideri olarak, biz, şefkatli bir
sevecenlikle, sizi kendi Ruh akışınızın
parlaklığı olmaya davet ediyoruz. Gece ve gündüz gibi,
tıpkı bu düalite boyutunda pek çok şeyde olduğu gibi, her
zaman bir başlangıç, bir gelişme ve bir son vardır.
Tıpkı bahçenizdeki çiekler gibi. Önce tomurcuklanır, sonra çiçek
açar ve en sonunda da dünyaya tekrar geri dönmek için uykuya geçer. Bu,
orijinal İsis Okulu için de geçerliydi. “Cesaret edin, bu yaşayan
bedenlenme olmaya cesaret edin” diyen İsis öğretileri için.. Cesaret
edin, takip etmeye değil, taklit etmeye değil ama olmaya cesaret
edin. Zihnin tanımladığından çok daha farklı olan bu
saf yaratıcılığın kanalı olun.
Olduğunuz
Ruh’un bedenlenmesi olmak ve diğerlerinin özgün sizi görmelerine izin
vermek için yeteri kadar yürekli misiniz? Kaçmayın, saklanmayın,
onları bunaltacağınızdan, onlara fazla geleceğinizden
korkmayın çünkü aslında
ışıldadığınızda onlara ilham vereceksiniz.
Sizi “Gel, gel ve beni izle” diyerek davet eden bu şefkat dolu sevgiyi
kabul edin.
Musa
“Ben daha yüce ya da daha iyi değilim” dedi. Diğerlerini uyanmaya
davet etti. Onları teşvik etti: Gelin, gelin, bunu size
hatırlatmak için yapıyorum, siz de yapabilirsiniz. Yukarıda
nasılsa dünyada da öyledir. İnsan formunda “olduğunuz özgün siz
olun”. Ben göklerin ve yerin, cennetin ve dünyanın tam olmak için bir
araya geldiği bu “oluş”um, başkalarının görmesi için
ışıldıyorum. İlham verin, uyandırın,
uyandırın, gerçekte kim olduğunuzu hatırlayın çünkü
Ruhunuz bunu biliyor.
Ruhunuzu
duymak, hissetmek, gerçekte olduğunuz şeyi kabul etmek ve ona
aşık olmak için Ruhunuzla birlikte nefes alırsanız, bu
kapı açılır. Sizin İsis Enerjiniz sadece davet eder:
“Gerçekte kimsen o olacak mısın? Kendinin gerçeği,
bütünlüğü demek olan tüm olan olmaya cesaret edecek misin?
Diğerlerine kim ve ne olduklarını hatırlamaları için
ilham kaynağı olmaya gönüllü müsün?”
Artık
bu titreşimsel alanda uyanmanın güvenli olduğunu bilin. Uyanmak
güvenli. Korkmayın. Korkmayın. Eğer korkuyu hissediyorsanız
karnınızın içine doğru daha derinlere gelin. Korku
yalandır, yalan. Korkmayın, bu yaşamda zarar görmeyeceksiniz.
Gerçekte kim olduğunuza uyanmak şimdi güvenli, çünkü olduğunuz
herşeyin yüceliğinde akmanız için sizi davet etmek üzere cennet
ve dünya bir araya geliyor.
Şimdi
İsis gerçekte olduğunuz şeyi, Tanrısal İnsanı
bedenlemeye cesaret etmeniz için sizi teşvik etmeye geliyor. Cesaret edin!
Uyanmaya cesaret edin. Uyanmaya cesaret edin. Çiçek açmaya cesaret edin ki
ilham almak için, hatırlamak için başkaları sizi görebilsin.
“Ah, bu sadece benim!” Uyanın! Bu yüce, en yüce hakikate uyanın. Her
seferinde tek bir nefes, her seferinde tek bir nefes. Tıpkı
çiçeklerin kendi şahanelikleriyle gösterdikleri gibi: her seferinde tek
nefesle çiçeklenirler, her seferinde tek yaprak, her seferinde tek nefes. Bir
anda patlamazlar. Bunu nazikçe, yumuşakça yaparlar.
Ve
biz de sizi davet ediyoruz: her seferinde tek nefes, her seferinde tek nefes.
Evet, evet, evet. Ruhunuzun ihtişamında durduğunuzda, sizi
sıkıca saracak ve “Gel, bize açıl, tüm olduğumuz olmak için
bize açıl, evrenin “oluş”u, bütün “oluş”ların
“oluş”unun akması için. Beni görmeye cesaret et.” diyecektir. Ne daha
az, ne daha çok.
Bu
küçük zihnin anlayabileceğinden çok daha fazladır. Korkmayın.
Korkmayın. Bunu şefkatle yapın. Şefkatle. Evet, her
seferinde bir nefes, her seferinde bir nefes. Evet.
Evet,
teşekkürler. Bunları sizinle paylaşmamıza izin
verdiğiniz için teşekkür ederiz. Teşekkürler.
* * *
Çeviren: Deniz Sertbarut
|